Turkuvaz ve Şiir

Turkuvaz

TURKUVAZ

coşkuya vereceğim
şelaleden düşen suya
sendeleyişlerine sıra numarası
yitik sevdalarımın
ki odalarında
soba kurmaya
paratoner bulamazsın

coşkuya , gündüzleri ışılbireşim nöbetleşir
özbeslek çiçeklerin
taç yapılacağı
en güzel kızıl ve esmer ve kıvırcık saçlara
yakut küremin gelgitlerinde
değerlerini
elmastan fersah fersah yukarda taşıyan

yakınsayan
ülkelerin haritası çizilmedik ülkesinde
sis matriksli
kül karalar içinden
huzursuz melek sesleri
mevsim meyvesi hindistan cevizi
imgelem ürünü anagrilerin
şeftali bizimkisi
uçaklar dolusu
yenilesi

öpülesi dudakları
sevgilinin
hermes hakkı için
öptüğümü ama
yediğim bir araba dayağı söylemeyeceğim

kurtarmayacak
kayalıklara toslayışta
kayığın bıkkın kürekleri , güvenmeyin
ilk akıtan olamayız kanı
haykırıp
son akıtan olamayızı
yudum yudum
içmeliyken turkuvazı
 
 

AÇIK MAVİ

varlıklar uzanır çizgi çizgi
varlıklar birbirinin dengi
sonlandır kıvranışları açık mavi

fiber optik bulutlar çaldım flütümle
telefon tellerinden
deliklerin arkasına sakladım
hawaii ‘ ye gitmiştiniz o gün
devlet demir yollarının treniyle
ırak düşmüş olacak ki vagonunuz
boğuk derimsi ölü kokusu
yayıldı açlıktan
bir buçuk milyon kere
gazap şarabı lastik lastik kabarıyordu
                                               kime ne

demirci
kapıyı açamayan
anahtarından cebinde bir tane kaldığı ve
- bizim köylerde iki kilitlidir kapılar -
soğuk geceyi dışarda geçirmemek
için
cebinde bir şişe flüt taşıyan
- diğerlerini pişti oynarken yitirmiştir -
sol anahtarını vurdu majör diziye
kapı , açıl susam açıl
arkasında mücevher köşk yok belki
eh , ama kırk haramiler de yok korkulacak

demirci ve ailesi ne ilinti
erinçle yaşıyorlar yoksul evlerinde
haberini alın diye söylüyorum
hawaii radyosu ‘ ndan
açık mavi
aile erincinin rengi
 
 

Ve Bahar

ve bahar
yine ışıl ışıl akşamüzerleri
köylü bir kızın el emeği belki
belki de bir işçinin işliği
bir kentsoylu ailesinin üremesinde
saf kalabilen
pijamalarımı küflü sandıklara kaldırmalı
erken emeklilik giysilerimi
ekmek almalı cam dolaba bitişik
                                  mavi kasadan
naftalen halkası çizen
kısık gözlerimin seçtiği
deli dolu ışıl ışıl akşamüzerleri
ustaca kurgulanmış pazar yerleri
bakkal amcayla lafla dönüşte
bahar hem ; sıcacık elma , peynir
sapır sapır terleyen kakaolu dondurma
bebeksi düşünüşümün gezegensel biberonunda
açık kollu bir t-shirt
optik dilince kısa mavi
oksijen tüpünü takıp
asılıyorum mürekkep balığının
kuyruğuna
o nereye , fellik fellik ben oraya

derken özenli bir kızkulesi
geçiyor yanımızdan etekleri tutuşarak
az yukardan anlam kaygısı
                          taşımayan martılar
sonunda dayanamayıp
istanbul geçiyor sürtüne sürtüne
başımızsa dönmüyor hiç zelzeleden
yeni yeni ışıl ışıl akşamüzerleri
içime sığdıramıyorum içimi
yine kızıyorlar
seviyorum diye
benim ya
akşamüstlerinin sebebi
 
 

Yalancı Gömütler Sorgusu

Aldatılmış hissederim
Sinemadan çıkınca
Merak ederim
Balıklar nasıl görür
Daha mı kolay geçer
Gökkuşağının altından

Ya akvaryumda olsaydılar
Onlar da aldatılmış mı hissederlerdi

Işık ışınları
Uzak galaksilerden ya da
Güneşten gelince sekiz dakikada
Balıklardan mı öğrenirler
Kırınım açısının
Sinüsünü
En büyük defineyi
Denizin dibine gömenler
Gökkuşağını sakladıkları kutuda
Hangi sıklaştırma durağanını kullanıverirler
Ki denizyıldızları
Çocukların ayağına batıp
Akdeniz ‘ i Kızıldeniz ‘ e çevirirler .
 

sonraki

Turkuvaz ve Şiir
http://turkuvaz.tripod.com